YALIKAVAK

Yalıkavak'ta tarih yörenin dokusuna sinmiştir. Tarihçi, Sicilyalı Daidolos'un sözünü ettiği Ouranium şehri bu bölgede kurulmuştur. Bazı kaynaklar yerleşimin İ.Ö. 2000'e kadar dayandığını yazar. Diğer kaynaklar ise İ.Ö. 700 ve öncesinden beri bu bölgede Leleg halkının yaşadığı konusunda söz birliği ederler.

Tarih işaretlerini sadece karada bırakmamıştır Yalıkavak'ta. Gözlerden uzakta su altının gizemli dünyasında da vardır işaretler. Yalıkavak limanı içinde, Çimentepe açığında 52 metredeki Roma batığı bunlardan sadece biridir. Gemitaş kayalıkları civarında bulunan ve halen Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde sergilenen Afrikalı Çocuk büstü, yine aynı sularda bulunan tanrıça Fortuna heykeli ve Gelidonya (Taşlık Burun) Batıkları ile sürer gider paha biçilmez değerler.

Yalıkavak'ta tatil, elbette sadece dinginlik anlamına gelmiyor. Bu kadar çok yeldeğirmeni buraya boşuna dikilmemiştir, değil mi? Windsurf meraklıları için bu ayrıntının çok şey ifade ettiği kesin. Dağcılar ve treking tutkunları da bölgede aradıklarından çok şey bulabilirler.

Bodrum'dan Yalıkavak'a karadan yapılan yolculuk sırasında, konuklar yarımada üzerinde en çok görülmesi gereken manzaraları seyrederler. Verimli vadilerden yukarı doğru tırmandıktan sonra, yol dağın tepesini aşarak aşağı doğru, yarımadanın ortasına iner ve Yalıkavak'a varmadan önce, yörenin ve güney kıyılarını ortadan iki ayırır. Yalıkavak, yıllarca Ege'nin Türk kıyılarındaki en önemli balıkçılık merkezlerinden biri, balıkçı ve sünger avcılarının teknelerinin sığındığı bir liman olmuştur. Bugün yerli halkın çoğu hala denizcidir.

Yalıkavak, bir yandan denizin ağır işçiliği olan balıkçılığı, diğer yanda da çağın getirdiği kahve, restoran ve barlar gibi turistik olguları günümüzde içiçe yaşamaktadır. Getirdikleri deniz ürünlerini boşaltan balıkçı motorları ve yolcularını karaya çıkaran pırıl pırıl yatlar ile durmaksızın işleyen, bir yandan da dinlendirici, hem dost, hem de yabancı, eşsiz bir atmosfere sahiptir.